Doğru ve güncel bilginin adresi.

Memleketin İç Durumu ve Kurulan Cemiyetler

Memleketin İç Durumu ve Kurulan Cemiyetler

Memleketin iç durumu

Mondros Ateşkes antlaşmasıdan sonra yurdun işgal edilişi ve Osmanlı hükümetinin bu durum karşısında aciz kalışı, düşmanlara fırsat vermişti.Ülkedeki ermeni ve rumaların aşırı davranışları işgal güçlerinin Mondros’un 7.maddesini açıkça ihlal etmeleri millet üzerinde büyük bir üzüntüye neden olmuştu.Ülkede güvenlik adına hiç bir şey kalmamış.halk en tabi hakkı olan yaşam hakkından dahi mahrum bırakılmıştı.

Atatürk’ün hatıralarında İstanbul’un işgalini şu şekilde belirtilir:

“İstanbul sokakları İtilâf Devletlerinin süngülü askerleriyle dolmuştu. Boğaziçi, toplarını sağa sola

çeviren düşman zırhlıları ile lâcivert sularını gösteremeyecek kadar örtülüydü. Herkes ancak zarurî ihtiyaçları için evlerinden çıkıyor, sokaklarda hatır ve hayale gelmeyen hareketlere uğramamak için caddelerin duvar diplerinden büzülerek, eğilerek, korkarak yürüyebiliyorlardı. Bütün ihtiyatlara rağmen, yine de bin türlü tecavüz sahnesi eksik değildi. Koskoca İstanbul ve koskoca İstanbul’un yüz binlerce halkı sesleri kısılmış bir haldeydi. İstanbul ufuklarında yükselen şeyler yalnız düşman hakaretleri, düşman bayrak ve süngüleriydi.”

Şevket Süreyya Aydemir’in kaleminden dile gelen İstanbul, kısaca ve özlüce perişan idi.

“Çileli harp yılları bu İstanbul’u yiyip bitirmiştir. Harbe giden ve harb’den dönebilen Müslüman İstanbullu, şehrinde, semtinde ve evinde ancak açlık, perişanlık, işsizlik ve bunların tesiri altında bütün o eski geleneklerinin çözülüşünü görmüştür.

Analar, babalar çökmüştür. Sandıklar, kilerler boşalmıştır. Kızlar, kardeşler, hayatın sillesi altında bunalarak tanınamayacak hallere gelmişlerdir, işgal ise kocaman bir haysiyet yarası gibi, bütün İstanbul’u gittikçe irinleşen pıhtılarıyla sarmaktadır. Dullar, harb sakatları, sokaklarda aç dolaşan terhis edilmiş askerler, halâ siperlerdeki lime lime elbiseleriyle dolaşan eski yedek subaylar, işsiz, vazifesiz, ne yapacağını, nereye gönderileceğini bilmeyen birlikleri lağvolmuş muvazzaf zabitler, Müslüman İstanbul’un sokaklarını tıklım tıklım doldururlar. Müslüman İstanbul’un havasında esen, sadece hüsran, hayal kırıklığı, ümitsizlik, kin ve iniltidir”. 

İzmir’in işgali ve Yunan katliamını İngiliz yazarı Lord Kinross da şu şekilde dile getirir:

“Yunanlılar böylece İzmir’e geçit resmi yapar gibi “Yaşasın Venizelos” diye bağırarak girdiler. Silâhlarını çatıp etrafında sevinçten dansettiler. Şehirdeki bütün sivil Rumlar sokağa dökülmüş, Müslümanlara küfür yağdırıyorlardı. O sırada bir kaza kurşunu patladı. Arkasından da silâhlar atılmaya ve kan dökülmeye başladı. Tük birlikleri beyaz bayrak çekerek bir nakliye gemisine bindirilmek üzere elleri başlarının üstünde rıhtımda yürütüldüler. Rumlar grüh halinde peşlerinden giderek erlere yuh çekiyor, sopalarla vuruyor, başlarındaki fesleri paralıyorlardı. Fesini başından çıkarıp çiğnemeyi reddeden bir Türk Albayını vurup öldürdüler. Vali de tutuklanmış, evlerinden çekilip alınan şehir eşrafıyla beraber, sırtına süngü dayatılarak rıhtımda yürümeye zorlanmıştı. Bunun arkasından büsbütün azgına dönen Yunan askerleri yüzlerce Türk’ü şehit ettiler”.

Yunan işgalinde, Batı Anadolu’da olup bitenler insanlık adına bir utanç tablosudur. Her yer yakılıyor,soyuluyor adeta harabeye çevriliyordu.

Fransız işgalinde Adana’da geçen olaylar da insanlığın yüz karasıdır.Neredeyse olay kitle halinde Türkleri yok etmeye dayanıyordu. Fransızlarla beraber Ermenilerde Türkleri öldürmeye teşebbüs ettiler.Türk dükkanları yağma edildi.Evler yağmalandı.İşgalden kaçmak isteyen türk köylüleri Toroslara kaçmaya başladılar.Ermeni komiteciler Türkleri gördükleri yerde dövüyorlar,öldürüyorlardı.İşgal idaresi ise tüm bu olanlara göz yumuyordu.Adana’nın ileri gelenleri kitle halinde tutuklanarak sürgüne gönderilmişlerdi.Artık bıçak kemiğe dayanmış yer yer bu bölgede çete savaşları başlamıştı.

VVİlson prensiplerini hiçe sayılması, Mondros Mütarekesinin 7. maddesinin haksız uygulanması, Türk Milletinin millî izzeti nefsini incitmiş,, can, mal, ırz ve namus gibi, en başta gelen haklarından da mahrum olan bir milleti, ayağa kalkmaya başlamıştı. Mücadele, Türk Milletinin var olma veya yok olma mücadelesi idi.

Memleket bu durumdayken ülkedeki azınlıklar boş durmadılar.Cemiyetler kurarak Anadolu’dan pay almaya çalıştılar.

ZARARLI CEMİYETLER

Zararlı Cemiyetleri iki grupta toplayabiliriz.

Birinci kategoride yer alanlar, Osmanlıcı ve hilâfetçi bir program ve görüşte olanlardır. Bunlar milliyetçiliğe tamamen karşıdırlar.Aslında bu görüşte olanlar Anadolu’daki harekete büsbütün karşıdırlar. Hürriyet ve İtilâf Fırkası (partisi) etrafında toplanmışlardır. 

ikinci kategoride bulunan cemiyetler ise, azınlıkların kurdukları ve ülke içinde İtilâf Devletlerinin ileri karakolu görevini yapan kuruluşlardır. Anadolu hareketine ve Türklerin millî devlet kurmalarına karşıdırlar; Amaçları Anadolu ve Rumeli üzerinde isteklerini yerine getirmektir.Bu durumda zararlı cemiyetleri aşağıdaki şekilde kendi içlerinde gruplayabiliriz.

A- Millî Varlığa Düşman Cemiyetler

(Osmanlıcı ve Hilafetçi Cemiyetler)

1- Sulh ve Selâmeti Osmaniye Fırkası,

2-Kürt Teali Cemiyeti,

3-Tealiî İslâm Cemiyeti,

4-İngiliz Muhipleri Cemiyeti,

5-VVilson Prensipleri Cemiyeti,

6-Hürriyet ve İtilâf Fırka’sıdır.

Sulh ve Selâmeti Osmaniye Fırkası: Fırka, meşrutiyet ve demokrasi esaslarına dayanarak siyasî faaliyete atıldıklarını ilan etmiştir. Hürriyet ve İtilâf Fırkası ile işbirliği yapmıştır.

Kürdistan Teali Cemiyeti: Mondrostan sonra Osmanlı Devleti son günlerini yaşarken VVilson Prensiplerinden faydalanarak kurulmuş, ayrımcılığı esas alan bir cemiyettir. Kürt Teali Cemiyeti,, Kürdistan muhtariyeti ile ilgili olarak Amerikalılarla işbirliği yapmaya çalışmış,, İngilizlere de güvenmişlerdir.Milli mücadeleyi baltalamaya çalışmışlardır.

Teali İslâm Cemiyeti:İngilterenin desteği ile İstanbul’daki bazı müderrislerce kurulmuştur.Cemiyet saltanat ve hilafetin güçlendirilmesini istiyor Anadolu’daki milli mücadeleye karşı çıkıyorlardı. Cemiyet, Hürriyet ve İtilâf Fırkasını desteklemiştir. Konya ayaklanmalarında aktif rol almışlardır.

İngiliz Muhipler Cemiyeti:Osmanlı devletinin İngiltere’nin koruyuculuğuna girmesini savunuyordu. Cemiyetin asıl amacı, “memleket dahilinde teşkilât yaparak isyan ve ihtilâl çıkarmak, millî şuuru felce uğratmak, yabancı müdahalesini kolaylaştırmak gibi hainane teşebbüslerde bulunmaktır.

Damat Ferit Paşa ve Sait Molla gibi önemli kişilerde bu cemiyetin üyesi idiler.

Bu cemiyet İstanbul Hükümetine ve işgal kuvvetlerine tam bir bağlılık göstermiş Hürriyet ve İtilâf Fırkası ile tam bir işbirliği yapmıştır.

Wilson Prensipleri Cemiyeti: Cemiyet özellikle Amerika’ya yakınlık ve sevgi ile kurulmuş olup, kurucuları Amerikan mandasına taraftardırlar.Osmanlı devletinin devamının Amerikan mandası ile gerçekleşeceğini savunuyordu.

Hürriyet ve İtilâf Fırkası, İttihat ve Terakki düşmanlığı ile ortaya atılmış ve kendisini en kuvvetli bir siyasî parti olarak görmüştür. Fırka, Anadolu’daki Millî Kurtuluş Hareketi’ne karşı en şiddetli tepkileri göstermiş ve Anadolu’daki hareketi, “evsaf ve iktidarları şüpheli bir takım kumandanların isyanından ve hiçbir kıymet ve mahiyeti haiz olmayan başkaldırmadan başka bir şey değildir” diye nitelendirmiştir.

 

B-Azınlıkların Kurdukları Cemiyetler

Azınlıklar tarafından kurulan cemiyetler arasında. Rumların kurdukları ve Bizans İmparatorluğunu yeniden yaşatmak amacı ile görevli Mavri Mira Cemiyeti önem taşımaktadır.

Mavri Mira: İstanbul’da Rum Patrikhanesinde, patrik vekilinin başkanlığında kurulmuş olup, doğrudan doğruya Yunan Hükümetinden aldığı emirlerle ve gördüğü maddî ve manevî yardım ile çalışmaktadır. Büyük Yunanistan’ı kurmak ve Bizans’ı canlandırmak amacı taşıyordu.

Ermeni Hınçak Komitası:Ermeni Patriği olan Zaven Efendi tarafından kurulmuştur.Amacı Doğu Anadolu’da ve Çukurova’da bir ermeni devleti kurmaktı.

Daha önceleri Ermenilerin kurmuş oldukları Taşnaksütyun ve Hınçak adlı gizli ve yeraltı örgütleri Milli Mücadele döneminde Türkleri arkadan vurmuş ve yabancı devletlerle işbirliği yapmışlardır.

Etniki Eterya Cemiyeti:Anadolu’da Rumların yaşadığı tüm topraklarıYunanistan’a katmak,Bizans İmparatorluğunu yeniden canlandırmak amacında idi.

 

MİLLİ CEMİYETLER

İçinde bulunulan durum karşısında yer yer bir takım teşkilatlar kuruldu. Bu teşkilatlar arasında ciddî olarak kurtuluş çaresini arayanlar ve çaba gösterenler olmuştur. Bu teşkilatlar arasında her ne kadar görüş ayrılıkları olsa da asıl amaç milli kurtuluşu gerçekleştirmek idi.

Millî amaca hizmet edecek şekilde kurulan bu cemiyetlere, genel olarak “Müdafaa-i Hukuk” (Haklan savunma) cemiyetleri olarak adlandırılmıştır.

Türk milleti,İtilaf devletlerinin Mondros Mütarekesinin 7.maddesine göre işgallere başlaması üzerine haklarını savunmaya başlamıştır “Müdafaa-i Hukuk”cemiyetleri kurulmaya başlanmıştır.Müdafaai hukuk milli bir harekettir.Kaynağını türk milletinden almaktadır. Kurtuluşunu sağlamak için her yörede Müdafaa-i Hukuk amacına yarayan cemiyetler kurulmuştur.

1– Trakya – Paşaeli Müdafaaihukuku Milliye Cemiyeti

Edirne’de 2 Aralık 1918’de kurulmuştur. Cemiyetin amacı, Trakya’nın Yunanistan’a verilmesini önlemektir. Türklerin fiili savunma gücünü artırmak ve teşkilâtlanmaktır.

2- İzmir Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti:

1 Aralık 1918’de İzmir’de kurulmuştur.İzmir’in Türk olduğunu kanıtlayarak,Yunanlılara vermemek kuruluş amacıdır.

3- Kilikyalılar Cemiyeti

Mondros Mütarekesi sonucu, Aralık 1918 de İstanbul’da faaliyete geçmiştir. Adana ve dolaylarının hükümet merkezinde haklarının daha iyi korunacağı ümidi ile kurulmuştur.Amacı Çukurova ve çevresini Ermelilere ve Fransızlara karşı savunmaktır.Propaganda ve yayın yoluyla milli bilinci uyandırmaya çalışmışlardır.

4- Doğu Anadolu Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti: Ağustos 1919’da Erzurum’da kurulan bu Cemiyet, önce İstanbul’da kurulmuş oian Vilâyet-i Şarkiye Müdafaa-i Hukuku Milliye Cemiyetine bağlı olarak çalışmış, daha sonra ise İstanbul’dan ayrılarak Doğu Anadolu Müdafaai Hukuk Cemiyeti adını almıştır. Doğu Anadolu’nun Ermenilere verilmesini önlemek,Doğu Anadolu’da Türk nüfusunun azalmasını engellemeyi amaçlamıştır.Erzurum ve Elazığ da şubeler açmışlardır.Erzurum kongresini organize ederek milli mücadelede çok önemli bir yer tutmuşlardır.

5- Redd-i İlhak Cemiyet: İzmir’in haksız işgaline karşı savunma amacıyla kurulmuştur.İzmir ve civarının Türk olduğunu ispat etmek,İzmir’in yunanlılara verilmesini önlemek amacıyla kurulmuştur. Milis teşkilâtı meydana getirerek Yunan işgaline karşı fiilen karşı koymuşlardır. Birinci Balıkesir, Alaşehir ve İkinci Balıkesir Kongreleri ile organlaşan, bütünleşen Müdafaa-i Hukuk fikri Sivas Kongresi ile genelleşmiş ve bütün memlekete yayılmıştır.

6-Trabzon Muhafaza-i Hukuku Millîye Cemiyeti: 12 Şubat 1919’da Trabzon’da kurulmuştur.Trabzon ve çevresinde Pontus Rum Devletinin kurulmasını önlemek amacındadır.Cemiyet, bölgesel bir amaca dayanarak ortaya çıkmış olmakla beraber, Karadeniz kıyıları üzerinde yabancı emellere karşı kurulmuştur.

7- Anadolu Kadınları Müdafaa-i Vatan Cemiyeti:5 Kasım 1919 ‘da Sivas’ta kurulmuştur.Ülkenin uğradığı işgali protesto etmek ve orduya yardım toplamayı amaçlamıştır. İtilâf Devletleri ve İstanbul Hükümeti’ne karşı protestolar yayımlamıştır.Millî Ordu’ya para ve mal yardımı kampanyaları açmıştır.

8-Milli Kongre Cemiyeti:29 Kasım 1918’de İstanbul’da kurulmuştur.Amacı;Dünyada Türkler aleyhinde yapılan asılsız propagandalara basın yayın yoluyla karşı koymaktır.Ermeni mezalimini anlatan eserler yayınlamışlardır.

Anadolu’da ve Trakya’da kurulan tamamen millî bir nitelik taşıyan bu cemiyetler, Sivas Kongresi ile birleştirilmiştir ve “Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti” adını almışlardır.

Bir önceki yazımız olan Atatürk'ün Havza Genelgesi başlıklı makalemizi de okumanızı öneririz.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

© 2013, www.ataturkilkeveinkilaplari.com – Bazı hakları saklıdır! İçeriklerimiz için GNU lisansı geçerlidir. Sitemizdeki konular diğer siteler tarafından kullanılmak isteniyorsa, ilgili sayfaya link verilmesi koşulu ile kullanılabilir. Sitemizde bulunan bir içeriğin telif hakkına kendinizin sahip olduğunuzu düşünüyorsanız BİZE ULAŞIN menüsünden bizimle irtibata geçerek iddia ettiğiniz içeriğin sitemizden kaldırılmasını talep edebilirsiniz. Gerekli incelemelerin ardından gereği en kısa sürede yapılacaktır.