Anasayfa » Atatürkün Hayatı » Atatürk’ün Hayatı

Atatürk’ün Hayatı

 

ATATÜRK’ÜN HAYATI

ATATÜRK’ÜN KISACA HAYATI

Millî Mücadele yıllarının şanlı hâtıraları içerisinde Gazi Mustafa Kemal Paşa; 1918 Mondros mütarekesinin açtığı felâket ve yıkımı çiğneyerek Türkiyenin kurtarıcısı, Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu ve İlk Cumhurbaşkanı yirminci asır başının uluslararası en büyük şöhreti; Türkiye Mareşali; büyük nutku ile dünya tarihi ölçüsünde hatip; dünya barışının koruyucularından asil ve soylu insan; hâtırası her Türkün kalbinde yaşayan

inkılâpçı «Atatürk» 1881 de Selânikte doğdu; babası Ali Rıza Efendi kereste ticareti ile meşgul namuslu bir adamdı; annesi Zübeyde Hanım’dır. Babasından küçük yaşta yetim kaldı. Çocukluğunda sadece Mustafa adıyla anılırdı; Askerî Rüşdiyesine(ortaokul) verildiği zaman, zekâsının hayranı bir matematik öğretmeni ona «Kemal» ismini takmıştı. 1905′ te Kurmay Yüzbaşısı olarak orduya katıldı.. Abdülhamid idaresini devirmeğe çalışan İttihat ve Terakki Cemiyetinin çalışmalarına katıldı. 1908 de, bu hükümdarı devirmek için İstanbul’a gelen Hareket Ordusu Erkânı Harbiyesi arasında bulundu. 1911 de İtalyanlar Trablusgarb ve Bingazi’ye hücum ettiği zaman gizlice Bingazi’ye gitti, oradaki mücahedeye katıldı. Balkan savaşında, Edirneyi Bulgarlardan geri almak için yapılan hücumun hareket plânlarını o hazırlamıştı. Birinci Dünya Savaşında, Çanakkale muharebelerinin Anafartalar kahramanı oldu, 34 yaşında General oldu, Kafkas, Filistin ve Suriye’de ordu kumandanlıklarında bulundu. 1918 de Osmanlı İmparatorluğu, müttefikleri ile beraber mağlûp olurken Yıldırım Orduları Grup Kumandanlığına tayin edilmişti; mütareke imzalandığı için bir şey yapamadan İstanbu’la geldi. 1919 Mayısında Üçüncü Ordu Müfettişi olarak Samsun’dan Anadolu’ya geçti; ve o sırada yurdumuzu istilâya başlamış olan Yunanlılara karşı varlığını silâhla ve «Millî Mücadele» adı ile korumağa çalışan milletin başına geçti. Yine 1919 da önce Erzurum’da, sonra Sivas’ta toplanan Millî Kongrelere başkanlık etti, Sivas kongresinde, Millî Mücadelenin idare sorumluluğunu yüklenen «Anadolu ve Rumeli Müdafaayi Hukuk Cemiyeti» nin başkanı seçildi; 23 Nisan 1920 de Ankarada toplanan Birinci Büyük Millet Meclisi, Mustafa Kemal Paşayı Meclis ve hükümet başkanı seçti. Sakarya galibiyetinden sonra Millet Meclisi karariyle kendisine Gazi unvanı ve Mareşal rütbeleri verildi. Türkiye Büyük Millet Meclisi hükümeti, zaferden sonra Türkiye’de Cumhuriyet idaresini ilân ederek Gazi Mustafa Kemal Paşayı Cumhurbaşkanı seçti. 1923 den ölümü tarihi olan 1938 e kadar on beş sene Cumhurbaşkanlığında kalarak yurdumuzun bugünkü medenî seviyeye ulaşmasına çalıştı. «Ne mutlu Türküm diyene» vecizesiyle millî gururu  herşeyin üstünde tutan Atatürk, milletimizin şeref ve itibarını da bütün dünyaya tanıttı ve saydırttı. Dünya önünde, dünya barışını koruyan büyük devlet adamlarından biri olarak bilindi.

Nihayet amansız bir hastalıktan kurtulamayarak 1938 yılı Kasım ayının 10 uncu günü saat dokuzu beş geçe İstanbul’da Dolmabahçe Sarayında öldü. Mübarek naaşı, bütün dünya devletlerinin gönderdiği askerî hürmet kıtalarının katılımıyla şanına lâyık bir şekilde Ankara’ya nakledildi ve Etnografya Müzesinde hazırlanan geçici kabre kondu. Ardından Atatürk’ün ebedî istirahatgâhı olacak «Anıtkabir»’e nakledildi.

Atatürk’ün muhteşem bir portresi, şair Ahmet Haşim tarafından şu satırlarla çizilmiştir: «Kapıdan bir ışık dalgası halinde giren bu kuvvet ve kudret kaynağı ile birden gözlerim kamaştı. Bebekleri en garip ve esrarlı madenlerden yapılmış bir çift gözün, mavi, sarı, yeşil ışıklarla aydınlattığı asabî bir çehre.. Yüzde, alında, ellerde bir sağlık ve bahar rengi.. Bütün zenberekleri çelikten, ince, yumuşak, toplu, gerilmiş, taptaze bir uzviyet… Altı yüz senelik bir devri bir anda ihtiyarlatan adamın çehresi,  yıpranmış bir yaşın hiçbir izini taşımıyor. Alevden coşkun bir nehir halinde, eski tarihin bütün yıkıntılarını süpüren ve yeni bir cihanın oluşuna yol açan fikirler kaynağı o baş, bir yanar dağ tepesi gibi, taşıdığı ateşe kayıtsız, mavi gök altında sessiz ve mütebessim duruyor!..»

Burada son sözü İsmet İnönü’den alıyoruz:

”Eşsiz kahraman Atatürk…Vatan sana minnettardır..”

Etiketker:atatürkün hayatı,kısaca atatürkün hayatı,atatürkün hayatı özet

Bir önceki yazımız olan Atatürk'ün Ölümü başlıklı makalemizde atatürkün ölümü kısaca ve atatürkün vefatı hakkında bilgiler verilmektedir.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak.