Anasayfa » Atatürkün Hayatı » Atatürk’ün Askeri Ve Siyasi Kişiliği

Atatürk’ün Askeri Ve Siyasi Kişiliği

Atatürk’ün Askeri Ve Siyasi Kişiliği

Türk Milletinin dünya milletleri arasında yüksek bir topluluk teşkil ettiğini ispat ederek onu çağdaş milletler arasındaki şerefli yerine yükseltti. Bir milletin en büyük kaybı, kendisine olan güven ve inanını kaybetmesidir. Biz, asırlar boyunca geri, kabiliyetsiz bir millet olarak gösterilmiştik. Yalnız düşmanlarımız değil, dostlarımız, hatta içimizden yetişenlerin birçoğu bu inançta idiler. Bu korkunç iftira «ortadan kalkmalı idi. Hayatta en hakiki mürşit ilimdir diyen Mustafa Kemal, ilim yolunda da büyük zaferler kazandı. Türk Milletinin

zekasını, çalışkanlığını, kahramanlığını, milletlerarası büyük kongreler toplayarak, tarihi delillerle ispat etti. Mustafa Kemal’in en büyük düşmanı cehaletti. O, Kurtuluş Savaşından sonra milletimizi muasır medeniyet seviyesine çıkarmayı milli bir ülkü olarak ilan etmişti. Ömrünün son yıllarını Anadolu’da büyük ve üstün bir millet meydana getirmeye harcadı.

Mustafa Kemal yalnız batı milletlerinin hayran kaldığı bir kahraman değildi. Aynı zamanda esir milletlerin de manevi lideri idi. Son 15-20 yılda kurulan ve kurtulan milletlerin liderleri, bütün başarılarını, Mustafa Kemal’i örnek tutmalarına borçlu olduklarını açıkça ifade etmişlerdir. Bu sebeplerle Mustafa Kemal bir kurtarıcı, bir kurucudur.

Ata’nın hayatını gözden geçirdiğimiz zaman böyle üç devre görmek mümkündür.

  1. Mustafa Kemal Bey devresi,

2.Mustafa Kemal Paşa devresi,

3.Mustafa Kemal Atatürk devresi.

Birinci devrede O, hareket ordusu kurmay heyetinde kolağası Mustafa Kemal Beydir; Trablusgarp Savaşında Mücahit Binbaşı Mustafa Kemal Bey’dir ve nihayet Sofya’da Ataşemiliter Mustafa Kemal Bey’dir.

İkinci devrede önce Anafartalar’da kumandan, sonra Yıldırım Orduları Kumandanı Mustafa Kemal Paşa’dır. Bu devrelerinde O, millet ve memleketin ümit ufkunda belirmiye, parlamıya başlıyan bir yıldızdır. O yıldız Mustafa Kemal, asıl üçüncü devrededir ki, önce Erzurum ve Sivas kongreleri, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı, Milli Mücadele Orduları Başkumandanı, Sakarya Kahramanı, Dumlupınar Meydan Muharebesi galibi, Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu, Türk Milletinin kurtarıcısı, Müşir Gazi Mustafa Kemal Paşa ve daha sonra inkılap hamlelerinin önderi Mustafa Kemal Atatürk olmuştur. Birinci ve ikinci devrelerinde O, hatıralaşan bir tarihtir, son devresinde ise tarihleşen ve bu hüviyeti ile tarihimizde ebedileşen bir şahsiyettir.Birinci devresinde suyu verilmiş bir kılıçtır. İkinci devre O’nun keskinleşmesini sağlamıştır. Asıl üçüncü devredir ki O’nu hizmet sembolü, başarı abidesi haline getirmiştir. Hiçbir lider, yetiştiği cemiyette Atatürk kadar umumi tasvibe nail olmamıştır. O’nun birinci devresi millete doğru, ikinci devresi millet için, üçüncü devresi ise milletle beraberdir. Milletle beraber olmak millet için hizmetle, millet için hizmet de ancak millete yönelmekle mümkündür. Türk tarihinin millete yönelen, millet için çalışan simaları çoktur. Fakat milletle beraberlik vasfı taşıyanları azdır. İşte Atatürk bu azların biri, şartlar düşünülürse O, azlar arasında en ileri olanıdır. Mustafa Kemal Bey olmak kolay, Mustafa Kemal Paşa olmak mümkündür, lakin kurucu ve kurtarıcı, uyarıcı, aydınlatıcı Atatürk olmak güçtür. Mustafa Kemal, Namık Kemal’in düşündüğü, özlediği hürriyeti elle tutulur, gözle görülür şekilde gerçekleştiren bir insandır. Atatürk, Türk Milletinin istikbaline ışık tutan güneş şahsiyettir.

O, tarihin nadir yetiştirdiği insanlardandır. O’nun taşıdığı vasıfların bütününü kendi nefsinde toplamış olanlar büsbütün nadirdir. Bütün dünyayı hayrete düşüren kumandanlık vasıfları yanında, aynı asırda yaşayan büyük diplomatları hayran bırakan bir diplomasi anlayışı vardır. O’nun bu yolda düşündükleri bugünkü zihniyetin meşalesi olmuştur. İnsanlığa karşı duyduğu sevgi ve muhabbet hudutsuzdur. En büyük düşmanlarını bile affedecek yaratılışta olan bu insan, yakın ve uzak devletlere ellerini uzatmaktan büyük bir haz duymuş, kendini ziyarete gelen yabancı devlet adamlarını bu hazzın gururu içinde kucaklamıştır.

Devrimci Mustafa Kemal büsbütün ayrı bir insandır. O, halk psikolojisini herkesten iyi anlamış ve kavramış olduğu için, devirimlerini ortaya koyarken gerekince şiddete başvurmuş, fakat çok kere okşayıcı olmayı tercih etmiştir. Ancak her iki takdirde de itidalden asla ayrılmamıştır. Maksadı iyiye, güzele ve doğruya yöneltmekti. Bu gayelere varmak için de karşılaştığı engelleri aşmanın yolunu bulmakta asla yanılmamıştır. Bulduğu yol nur yoludur, selamet yoludur. Yürünecek bu yolda saadet vardır, selamet vardır. Takip edeni bu yol mutlaka ışığa ve aydınlığa götürecektir.

Tarihte, Türk tarihinde muvaffakiyetini kuvvetten alan kumandanlar vardır. Halbuki Atatürk, kuvvetini daima tedbirden almıştır. Atatürk’ün hayatı tesadüfler mahsulü değil, tedbirler silsilesidir. Bu tedbirlerin başında tesadüflerden istifade etmek de dahil olduğu halde dikkat ve gayret vardır.

O, bindiği atı ne zaman ve nerede üzengileyeceğini bildiği kadar, nerede ve ne zaman O’nun dizginlerini kısacağını da bilen bir insandır. Üzerinde bulunduğu enerji küheylanını üzengileyen yiğit biniciler tarihte sayılamayacak kadar çoktur. Ama yeri ve zamanı geldiği vakit, o dolu dizgin sürdüğü atı durdurabilen kahramanlar pek azdır. O, denize döktüğü istila ordularını Meriç’ten hatta doğup büyüdüğü şehirden de ötelerde takip edebilirdi. Ama etmedi.

Atatürk, idealinin gerçekleşmesi için atılmasını bildiği kadar beklemesini de bilen bir insandır. Dumlupınar zaferi o atılmanın, Hatay da o beklemenin birer tipik örneğidir.

Atatürk, bir Türk cihana bedeldir derken asırlar boyunca ve bazan da bir hiç için kanı dökülmüş bir milletin enerjisini yerinde kullanmayı herkesten iyi bildiğini ifade etmiştir.

Evet bir Türk cihana bedeldir. Ey Türk milletinin bir Türk cihana bedeldir diyen Başbuğu, senin bedelin, ancak ve ancak sonsuz sevgimiz, sonsuz saygımızdır. Ne mutlu sana, ne mutlu Türküm diyene.

 

 

Bir önceki yazımız olan İstiklal Marşını Tarihcesi başlıklı makalemizi de okumanızı öneririz.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak.