Anasayfa » Atatürk'ün hayatı » Mustafa Kemal’in Veliaht Vahdettin ile Almanya’ya Gidişi

Mustafa Kemal’in Veliaht Vahdettin ile Almanya’ya Gidişi

Mustafa Kemal’in Veliaht Vahdettin ile Almanya’ya Gidişi

Ekim 1917 de Mustafa Kemal’in önce VII. sonra da II. ordu komutanlığından çekilip açıkta kalması Enver paşa ve hükümet için güç bir durum ortaya çıkarmıştı. Mustafa Kemal 7 Kasım 1917’de genel karargâh emrine tayin edilmişti, ancak daha önce İstanbul’a gelmişti. Savaşın en çetin anında en çok başarı sağlamış ve zafer kazanmış, en büyük kuvvete komuta etmiş bir generalin açıkta kalması orduda ve işten anlayan çevrelerde bir sürü dedikoduya yol açıyordu. Buna göre Mustafa Kemal’e bir iş bulmalı ve onu İstanbul’dan uzaklaştırmalıydı.

Alman İmparatorunun İstanbul’a yaptığı ziyaretin karşılığı olarak, çok yaşlı ve hasta olan Padişah yerine, Veliaht Vahdettin Efendi Almanya’ya gidecekti. Yanına Mustafa Kemal’i katmakla yukarda andığımız güç durum ‘bir süre için olsun karşılanmış, Mustafa Kemal’e çok önemli diye gösterilecek bir görev verilmiş olacaktı. Böyle bir durum olmasaydı bir çok kere Alman subaylarıyla çatışmış ve son olarak Felken hayn’ın bu kadar aleyhinde bulunmuş olan bir generali Almanya’ya göndermezlerdi.

Mustafa Kemal’e gelince o, yurdu her gün daha derinleşen bir uçurumun yolu üzerinde durdurmak için elinden geleni yapmak isteyen bir komutandı. Buna göre tahta çıkması pek uzak olmayan veliahtla tanışmak, onun gerçek durum üzerinde gözlerini

açmak ve güvenini sağlamak, o padişah olunca devlet işlerinin yürütülmesinde söz sahibi olmak, hem Mustafa Kemal, hem de onun yolu ile yurt için çok önemli ve faydalı olabilirdi.

Enver paşa, Mustafa Kemal’e Osmanlı ordusunun temsilcisi olarak veliahtla Almanya’ya gitmesini önerince o bunu hemen kabul eder . Gezi Aralık 1917 ve Ocak 1918 aylarının bir kısmını kapsar.

Mustafa Kemal veliahtla tanışmak için onun Vaniköyündeki köşküne gider. Beşiktaş’tan karşıya geçtikleri botta Dr. Rasim Ferit (Talay) ile yaveri Cevat Abbas (Gürer) vardır. Doktor botta bekler. Dönüşünde Mustafa Kemal ona veliaht için «ya çok zeki, ya çok aptal, anlayamadım», der.

15 Aralık 1917 de Sirkeci’den demir yolu ile yola çıkılır.

Vahdettin İstanbul’da iken son derece çekingen hatta şaşkın gibi davranmış, âdeta gözleri kapalı konuşa durmuştu. Katar Trâkya topraklarında ilerlerken Mustafa Kemal’i çağırtır, önce onun kim olduğunu bilmediğini yoksa kendisini Arıburnu ve Anafartalar’daki büyük başarıları dolayısıyla pek iyi tanıdığını söyler , İstanbul’u ve her şeyi onun kurtarmış olduğunu ekler ve sizinle birlikte yolculuk ettiğimden dolayı «çok memnun oldum» der.

Katar Alman karargâhının istasyonuna vardığında Kayser, Hindenburg ve Lüdendorf Türk heyetini karşılarlar. Mustafa Kemal Kaysere takdim edildiği sırada o: «XVI. kolordu!.., Anafartalar!» der ve herkesin gözü Mustafa Kemal’e doğru döner, o da sıkılıp önüne bakınca Kayser şüphelenerek : «Siz XVI. kolordu komutanlığını ve Anafartalar’ı yapmış olan Mustafa Kemal değil misiniz?» diye Almanca sorunca Mustafa Kemal dalgınlıkla «Evet Eksellans» der.

Özet olarak denilebilir ki yolculuk esnasında Vahdettin baştan başa Mustafa Kemal’in düşüncelerini kabul etmiş bir durumda görünür, hükümetin yurdu ne kadar büyük tehlikelerin kenarına getirmiş olduğuna ve bu gidişi durdurmaya çalışmasının bir yurtseverlik borcu olduğuna inanmış gibidir. Albay Naci (Eldeniz) i yaver olarak yanına almak ister, o ise saray içine girmek istemediğinden Mustafa Kemal ile danışır. O da Vahdettin geleceğin Padişahıdır, temiz bir adamsın bütün gerçekleri ona söyleyebilirsin ve yurda çok yararın olur, hemen kabul et, der.

Bu yolculuk sırasında Vahidettin Mustafa Kemal’den yurda dönünce ne yapılması gerektiğini sorar, o da Almanya ve Avusturya’da bir çok prensler ordu komutanlığı ediyorlar, siz de İstanbul’a dönünce bir komutanlık isteyin, ben size yardım ederim, der.

Vahidettin’in hangi orduyu isteyeyim? sorusuna Mustafa Kemal, karargâhı Bandırma’da bulunan V inci orduyu ileri sürer. Vahdettin de : İstanbul’a dönünce düşünürüz, der.

Genel bakımdan Mustafa Kemal, bu yolculuk sırasında her şeyden önce geleceğin Padişahının gözünü açmaya ve devletin ne gibi uçurumlara sürüklendiğini ona anlatmaya çalışmıştır. Tabii bunun altında tahta çıkınca durumu birlikte düzeltelim önergesi sezilmektedir. V inci ordu komutanlığını istemek düşüncesinin Vahdettin’e açılması, daha o tahta çıkmadan da bir şeyler yapmak tasarısının hiç olmazsa akıldan geçtiğinin işaretidir.

 

Bir önceki yazımız olan Atatürk'ün Hatay Anısı başlıklı makalemizde atatürkün hatay ile ilgili anısı hakkında bilgiler verilmektedir.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak.