Anasayfa » Atatürk'ün hayatı » Atatürk’ün Müziğe Verdiği Önem

Atatürk’ün Müziğe Verdiği Önem

Atatürk’ün Müziğe Verdiği Önem

Söylev ve demeçleri bakıldığında , Atatürk’ün güzel sanatlar arasında en çok müzik üzerinde durduğu görülür. Müzikle ilgilenişi, tıpkı öbür kültür dalları için olduğu üzere, bu sanatı batı tekniğine yöneltme amacı güder. Türk halkının yüzyıllardan beri söyleyip çaldığı ezgileri, havaları, çok sesli batı müziği kuralları ve çalgıları ile seslendirme nedenli çabuk başlatılırsa, batılılaşma o denli çabuk

gerçekleşecektir Atatürk’e göre.

Müzik, alışkanlığa sıkı sıkıya bağlı bir sanat konusudur. Alışılmış bir müzikten vazgeçip alışılmamış bambaşka bir müziğe ısınmak hiç de kolay değildir insanlar için.

1 Kasım 1934 günü, Büyük Millet Meclisinin 4. toplantı yılını açarken müzik devriminin gerekliliğine tekrar değinir:

«Güzel sanatların hepsinde, ulus gençliğinin ne türlü ilerletilmesini istediğinizi bilirim. Bu yapılmaktadır. Ancak, bunda en çabuk, en önde götürülmesi gerekli olan Türk müziğidir. Bir ulusun yeni değişikliğinde ölçü, müzikte değişikliği alabilmesi, kavrayabilmesidir.

«Bugün dinletilmeye yellenilen müzik yüz ağartacak değerde olmaktan uzaktır. Bunu açıkça bilmeliyiz. Ulusal ince duyguları, düşünceleri anlatan; yüksek deyişleri, söyleyişleri toplamak, onları bir arı önce genel son müzik kurallarına göre işlemek gerekir. Ancak bu seçkin Türk ulusal müziği yükselebilir, evrensel müzikte yerini alabilir.»

Atatürk, yetiştiği çevrenin etkisi ile alaturka  söylenen müzikten büyük zevk aldığını gizlememiştir.

Hiçbir zaman. Duyanların naklettiğine göre bir sohbetinde demiş ki: «Alaturka ulusal müzik değildir, olamaz. Bizler ölünceye kadar alaturka müzikten hoşlanacağız; fakat esas müzik batı müziğidir. Ulusumuz için bu müziği normal görmeliyiz.»

Batı uygarlığına erişebilmek için müzikte de batıyi örnek tutmak gerektiğine inanmıştır Atatürk. Bu inanç uğruna kendi zevkini ve alışkanlığını bile çiğnemekten kaçınmamıştır.

Müzik de, dil gibi, bir anlatım aracıdır. Dilde devrim olamıyacağı gibi, Türk müziği devrim yoluyla mı gelişecektir?

Müzik ile dil arasındaki bağlantı, her ikisinin de birer anlatım aracı olmalarından öteye gitmez. Her ulus ayrı dille konuşur ama, çıkardığı sesler, çaldığı çalgılar aynı çeşitliliği göstermez, müzik alanında toplumların çoğu ortak gereçleri kullanır hep. Bu ortak gereçlerin bazıları değişik kılığa bürünür bir ulustan bir ulusa.

Divan edebiyatı, divan şiiri nasıl kapanmışsa, doğudan kopup batıya yönelen memleketimizde Türk müziği, klasik Türk müziği, divan müziği veya alaturka müzik denen müzik de kapanmıştır öylece. Bir toplum olayı halinde bugün de yaşayıp gitmektedir gerçi. Ama bir sanat niteliği taşıdığı öne sürülemez. Kurtarılması, korunması, geliştirilmesi gereken bir varlık olmaktan çıkmıştır artık.

Sesleri dokuyan müzik sanatının, tıpkı bir kumaş gibi, bir iç bir dış dokusu, veya bir tersi bir yüzü, ya da bir altyapısı bir üstyapısı vardır.

14 ekim 1923 günü İzmir Kız Öğretmen Okulu’na bir konuşma yapan Atatürk, öğrencilere sorulan bazı sorulan kendi cevaplandırmıştır. Cevaplandırdı son soru : «Hayatta müzik gerekli midir?» sorusudur. Atatürk şu cevabı verir: «Hayatta müzik gerekli değildir. Çünkü hayat müziktir. Müzikle ilgili olmayan yaratıklar insan değildir. Bahis konusu hayat, insan hayatı ise müzik herhalde vardır. Müziksiz hayat zaten olmaz. Müzik hayatın neşesi, ruhu, sevinci ve her şeyidir. Yalnız müziğin çeşidi dikkate alınmalıdır.»

 

 

Bir önceki yazımız olan Atatürkün Kültür Ve sanat Anlayışı başlıklı makalemizi de okumanızı öneririz.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak.