Anasayfa » Atatürk Konulu Kompozisyolar » Atatürk Sevgisi İle İlgili kompozisyon

Atatürk Sevgisi İle İlgili kompozisyon

HER AN PEKİ EBEDİYEN EVET

Tarihte insanlar vardır damla damla, insanlar vardır zaman zaman ve insanlar vardır dağ dağ yaşamış.Tarihte insanlar vardır gölgesi meydanları doldurmuş,karaltısı dağ başlarını tutmuş, bakışları en uzak dalların ucuna, en geniş ovaların sonuna ulaşmış.

Tarihte insanlar vardır sonsuzluğa geçen bir devlet adamı, bir lider değil; fâniliği yenip yaşamanın ebediliğine ulaşmış milleti için güc, birlik sembolü ve bir ışık kaynağı, evren için ise örnek gelmişlerin ilerilerinden biri olmuş. Tarihte insanlar vardır kazanılan zaferlerin, milletine, dünya milletler topluluğunda

eşit muamele ve itibar kazandıramayacağını bilmiş ve yükseliş için gerekli bulduğu Batılılaşma hareketini çelik irade, hesaplı mantık ve prensiplerle taviz kabul etmez kararlılıkla başarmış. Tarihte insanlar vardır en büyük kaynağı, ilham perisi, milleti olmuş, cephede onunla beraber omuz omuza, dirsek dirseğe savaşmış, devrimlerde onunla beraber tek bir fikir halinde yürümüş ve iki elin parmaklarının kenetlenmesi gibi kaynaşmış. Ve yine tarihte insanlar vardır ki, insanlığın önünde bir bayrak gibi yürümüş, her davranışı yeni bir hamle, yeni bir çağ ve muhteşem varlığı tarihin ufuklarında güneş olmuş ve ebediyen gündüzleşmiş.

İşte tarih Ve işte ATATÜRK.izinden kıl boyu ayrılmak ne büyük ahmaklıktır. Atatürk sonrası tarihimiz; O’ndan uzaklaşanların, ayrılanların kalıntılarıyla dolu değil midir? O’na yaklaşmak ışık; O’ndan uzaklaşmak karanlık, yokluk, felaket,…

“Beni görmek demek behemehal yüzümü görmek değildir. Benim fikirlerimi, benim duygularımı anlıyorsanız, hissediyorsanız bu kâfidir.” demişti, o Büyük insan.

Evet her yönden yüceydi ama O’nu anlamak, izinden gitmek gerekti. O’nu anlamak, günlerden gecelere…. duymak ve yaşamak. iri lâkırdıların, parlak cümlelerin, süslü fakat samimiyetten yoksun ibarelerin dışında, uzağında, ta yüreğinin ortasında, ta zihninin en derin yerinde hissetmek ve yaşamak, işte o zamandır ki, bütün olarak çoğu dertlerimizden, sıkıntılarımızdan, bunalımlarımızdan kurtulabileceğiz.

O, kendini bilmezlerin dedikleri gibi devrini tamamlamış değil; O, fikir; O, üstünlük; O, ilim; O, yol gösteren Tanrısal meş’ale; O, kendi sevgisi, bayrak sevgisi, insanlık ateşi olarak içimizde kaynaklaşan ve bayraklaşan, birbirinden ayıramadığımız, ezelden gelip ebede kadar gidecek İlâhi kuvvet.

Zaman olur yurdun her köşesinde törenler yapılır. Türk Milleti sevgi ve saygıyla önünde eğilir, konuşulur, yazılır, ağlanır. Fakat soy yüceliğimizi kurtarıp bizi dik durduran büyük insanın huzuruna her zaman dik başla çıkamayız!…   Ağlarız; fakat bu göz yaşlarının çoğu, O’na lâyık olamamanın üzüntü ve acısını taşır.  Huzuruna açık alınla ve dik başlarla çıktığımız günün tarihi, milletçe başarıya ulaştığımız günün tarihi olacaktır. O gün aynı duyguyu duyan insanların Atatürk ülküsüne doğru şuurlu bir yürüyüşe çıktığı, mutlu gün olacaktır. Kısaca o gün, millet Atatürk, Atatürk millet olacaktır

Türk Gençliği! Senin sonsuz varlığında nâçiz bir erin, sana seslenmek ve “Dikkat” demek gereğini duyuyor. Bu kutsal vatanı sana armağan eden Ata’n, mezarında rahat uyumuyor. Kalbinden fışkırıp varlığının en ücra köşelerine kadar yayılan kanındaki çağıltıyı dinle…. Bütün ümitler sende, isteniyor ki, Atatürkçülük tüm engelleri aşıp yeşersin. Filizlerinden uzayan kökler küreyi, o kökler üzerinde yükselen gövden ise arşı tutsun. Ata’n; ‘’Gençler, sizi milletimiz için nur saçan rehberler olarak takib diyorum.” derken ümitlerinin beşiği şendin. Ülküsüne hayat verecek insanlar olarak seni düşünüyordu.

Sen çıkacaksın O’nun huzuruna dik başla, ak alınla. Ve sen vereceksin tekmil raporunu. Millî varlığının üzerine eğilip O’nun gerçek ruhunu, ruhun gibi seyredeceksin. Göreceksin, anlayacaksın iki, özlemiyle .ülküsüne koşan da, uğrunda gencecik şehit düşen de bizzat Atatürk’tür.

Evet çıkacaksın huzuruna, fakat ağlamayacaksın; kıvançlı ışıl ışıl gözlerle. Belki yaşlı, fakat sevinçten, mutluluktan… Bizi geriliğe itenleri, müsfoet ve yapıcı faaliyetlere kundak sokup köylerde, kentlerde mahalle okulları .açanları, harem selâmlık hayatını bu vatanda yaşatanları, tekrar yaşatmak istiyenleri yere vurduğun, mağlûp ettiğin için.

Ey bağrımıza basıp, kalbimize gömdüğümüz, daima içimizde, bizimle, nefes nefese yaşayan büyük insan! Senin yaptıkların defalarca sayıp döküldü. Bense, yalnız söylemek, haykırmak istiyorum ki, bugün dünkü kadar varsın, parlaksın, güçlüsün…. Senin heyecanınla dolu, hazırız hep senin için.

Ey Türk Gençliği! O, her gün bir şeyler fısıldar; O, haykırır gerektiğinde. Dinle. Kulak ver, bak…

Anlıyorum Atatürk’üm; sana ölmez, hiç sönmez sevgiler…

Her an PEKİ, ebediyen EVET.

 DÜŞÜNCELERİMDEKİ BÜYÜK İNSAN

Hangi kalemin gücü, O’nu olduğu gibi anlatmaya yeter?Atatürk gerçekten her şeydi, dünya tarihinin yarattığı tek insandı. Doğudan batıya kadar her milletin O’na saygı göstermesi de bu üstün vasıflarındandı. O’nun şahsında, kurtarıcılık, kuruculuk gücü, samimiyet duygusu vardı.Dünya düşünürleri O’nun şahsında mücadele azmi buldular. Onun içindir ki esaretten kurtulmak ve medeni topluluklar arasında haysiyetli birer millet olarak yer almakta O’nu örnek tuttular.Atatürk “Biz istiyen, haysiyet ve şerefiyle yaşamak istiyen bir milletiz!” diyerek haysiyet ve şeref yolunu çizmişti. Bu yol devrim ve medeniyet yoluydu. Hukuk düzenini, ekonomik ve sosyal düzeni kurarken eğitime ve kültüre dört elle sarılmış, gerilikleri bir bir yıkarak kısa bir za¬mana sığdırdığı devrimler! Türk milletine ve gençliğine emanet etmişti.O’nun vasıflarını saymak insan kudretinin dışındadır. Bir halk çocuğu olan Mustafa Kemal, halkın içinden doğmuş, halkın dertleriyle dertlenmiştir. Mustafa Kemal’in asil yüreği pas tutmayan madenler örneği kin tutmazdı. Devlet, millet, devrim davalarındaki azmi ne kadar sert ve derin ‘ise, özel hayatındaki meselelerde hiddeti o kadar hafifti. Dostluk ve insanlık sahasında yalnız kalbinin sesini dinlerdi.Milletlerin tarihinde yetişen büyük adamların hayatları incelendiğinde, kişiliklerinin birer yönlü olduğunu görürüz. Fakat O, yalnız asker olarak kalmamış, büyük düşünürlere parmak ısırtacak fikirler ortaya koymuştur. Ayni zamanda büyük bir hatip, öğreticiliği ile de milletinin başöğretmenidir. Erdemli bir eğiticidir.Yüksek kilişiliği ile Türk milletini kısa bir zamanda medeni milletler seviyesine yükseltmiştir.Bir toplantıda dostlarından biri Atatürk’e O’nun da Büyük İskender’in doğduğu çevrede dünyaya geldiğini söylemiş. O, bu söze şu cevabı vermiş : “İskender cihanı fethetti. Ben ise vatanımı cihanın fethinden kurtardım” demiştir.Mustafa Kemal, muharebe meydanlarının kahramanı; Atatürk, fikir ve siyaset adamıydı. Biri milletini kurtardı, diğeri onu büyük bir millet haline getirdi. Mustafa Kemal’in düşman olarak kovduklarını, Atatürk, dost olarak kabul etti. Biri harbi, diğeri barışı kazandı.

Mustafa Kemal, Türkleri dünyaya, Atatürk, dünyayı Türklere tanıttı.O’nu yakından tanıdığımız zaman, yaptığı büyük işlerin izahını kendi kişiliğinde buluruz. Bu kadar yüce, mert ve engin bir insandan zaten başka türlü bir şey beklenemezdi ki…

 

 

Bir önceki yazımız olan Atatürk'ün Devrimleri İle İlgili Kompozisyon başlıklı makalemizi de okumanızı öneririz.

Bir yorum

  1. bunlar çok güzel hariksınız beni büyük bir yükten kurtardınız…

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak.